20 Şubat 2013 Çarşamba

SERBEST KALAN KCK'LILARIN MESAJLARI VE GAZETELER

 




Bugün temel konulara özetle bakarsak;
Serbest kalan KCK tutuklularının mesajlarının, her gazetede farklı bölümleri yer almış ve bu; tabloyu oldukça farklı gösteriyor. Ya soruşturmanın hukukiliğine yönelik eleştirileri görülmemiş, sadece barış mesajları ve İmralı sürecine yönelik destekleri verilmiş, ya barış mesajları görülmemiş 'süreç böyle giderse özgür hissedemeyiz' sözleri öne çıkmış.
Bunun dışında Karadeniz'de BDP heyetinin yaşadıklarına yönelik açıklamalar da bazı gazetelerde tek taraflı aktarılırken, bazı gazetelerde her ihtimal masaya yatırılıyor ve her kesime yönelik suçlamalar birarada görülmüş. Yine bütün gazeteleri okumadan olayın altında yatana dair bağımsız düşünmek neredeyse zor. Kimisi sadece MHP-CHP'yi hedef gösteren açıklamlara yer vermiş, kimisi AK Parti ve MHP yi sorumlu tutan açıklamaları vermek ile yetinmiş, aşağıda detayı yer alıyor, sadece bir gazete; Özgür Gündem; tüm olasılıkları ilk sayfasına çıkarıyor. Birgün'den Ertuğrul Mavioğlu'nun yazısı da bu noktada çok dillendirilmeyen bir düşünceyi aktarıyor. Manşette ise sadece Ak Parti ve MHP adres gösteriliyor. Türkiye'nin manşetinde ise; 99 Lİraya Kasko haberi dikkat çekiyor.
Yenişafak’ta; Sivas’tan sonra Samsun’da BDP’li heyetin yaşadıkları, Yine Linç Girişmibaşlığı ile ilk sayfada. Manşette ise Pollmark’ın sahibini konuşturmuşlar, Osmanlı İnterlandı Muhalefeti Korkuttu diyor. İktidar partisine rapor sunan bir araştırma şirketi sahibinin tespitleri dikkat çekiyor.
Günlerdir DHKP-C yi manşete taşıyan Zaman’ın manşetinde bu sefer operasyon var. 168 gözaltı duyuruluyor. Bu arada KCK soruşturmasında serbest kalan iki isim; Yenişehir eski belediye başkanı Fırat Anıl ve Kızıltepe belediye başkanı Ferhan Türk tahliye edildiklerinde ‘bu şekilde devam ettiği sürece kendilerini özgür hisetmeyeceklerini’ belirtmişler. Van’ın Bahçesaray İlçesinin Yolu Açıldı haberini ilk sayfada görüyoruz.D iyanetten Engelli Memura 2000 Kişilik Kadro bir diğer ilk sayfa haberi.
Milliyet; operasyonu, Devrimci Memura 28 Kentte Operasyon başlığı ile veriyor. Karadenizdeki olayları; Başbakan’ın açıklaması ile görüyorlar: ‘Sinoptaki Olaylar CHP ile MHP’nin Provokasyonu, Yasal Toplantıya Saygı Duymak Zorundasın’ diyor başbakan.Hasan Cemal de ilk sayfadan Erdoğan’ın Sinoptaki olayları kınayarak doğru tutum sergilediğini ifade ediyor. Kenya Benzetmesi başlığı ile Apo’nun Paris cinayetine ilişkin ‘Beni Buraya Kim Getirdiyse Onlar Yaptı’sözü ilk sayfada. Bu sözler pek çok adrese yorulabilir. Bugün Beşir Atalay Başkanlığında Terörle Mücadele Yüksek Komisyonu toplantısı var. Atalay; sonra da Diyarbakır’a gidecek. Onu da hatırlatalım.
Hürriyet’te manşetten önce Nil Karaibrahimgil’in Londra moda haftasında, Burberry defilesinde giydiği pembe kıyafeti gösterir fotoğraf dikkat çekiyor. Kostüm müthiş ve çok iyi taşımış. Manşette bir özel haber var; Cansu Çamlıbel imzalı.İlk sayfada ayrıca; İlker Bşabuğu’un mektubu yer buluyor, kaçgündür yazarlarında yazdığı zaviye ile, Başbuğ; ‘Sakık Muteber de Koşaner Değil mi’ diye soruyor. Hiçbirşeyin göründüğü gibi olmadığı bu dünyada, bağımsız yargının itibar edip etmediği bir şeyin sorgulanmasının nedeni; güvenilebilen bir yargı imajı-algısıolmaması. Şemdin Sakık’a terörist diyen Başbuğ, terörist muteber onunla savaşan değil demeye getirmiş.Esad Halep’i Scudla Vurdu başlığını da görüyoruz ilk sayfada.
Star da bugün manşette önemli bir konuya yer veriyor. Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, tam gün yasası ile küsen doktorların dönüşüne yeşil ışık yaktı denilmiş.Bakan hocalarımızı tekrar kazanmak istiyoruz,konuşup formül bulacağız diyor. Bu haber Bu da Doktor ile Barış Süreci başlığı ile yer almış. Star sokağın gündemini de yakalayarak MHP lideri Bahçeli’nin araçta Ferdi Tayfur dinlerken çekilmişvideosunu da ilk sayfaya taşımış, Gurbetin Yollarına başlığı ile. KCK kapsamında içeri alınanlardan tahliye edilenlerin mesajı ilk sayfada yer bulmuş.Bu açıklamlarda sürece yönelik olumlu mesajlarıyansıtılıyor, sitem yansıtılmıyor.Hemen altında ise,DHKP-C’nin Kamu Yapılanmasına Darbe başlığını görüyoruz.
Güneş’te manşet Karadeniz Çıkmazı; spot: BDP’liler Mahsur Kaldı. Samsun’da yaşananlarıN aktarıldığı haberin fotoğrafı tabloyu gösteriyor.
Akşam’da; CHP li Umut Oran’ın teşvik yasasının uzatılması için verdiği teklifin ardından, uçakta Zafer Çağlayan ile arasınd ageçen diyalog manşette. İkilinin sıcak diyaloğu aktarılıyor.Demirtaş ve Türk’e Hükümet’ten Veto başlığı dikkat çekiyor.
Birgün’de KESK’E 28 İlde Operasyon başlığı sürmanşette. Linç Kardeşliği başlığı altında, AKP ve MHP’nin birlikte hareket ettiği iddia ediliyor. Milliyet’te Başbakan’ın CHP ve MHP’yi adres gösterdiği açıklamada, daha önce Sinop’taki olaylarda adı geçen gençlik kolları başkanına ve Sinop belediye başkanına dair bir cevap yoktu. Ertuğrul Mavioğlu ise bunun; sadece hassas vatandaşların işi olmadığını ima ediyor.Dink katliamı neyse bu da odur demeye getiriyor. Reha Erdem’in yeni filmi Jin ilk sayfada. Yargıtay’ın Tecavüz mü Sonrasındaki Dedikodular mı Ruh sağlığını Bozdu diye sorması da; Tecavüz mü Dedikodu mu başlığı ile bir diğer ilk sayfa haberi. Yargıtay’ın ‘ne farkeder’ diyen yerel mahkeme kararını onadığı aktarılmış.
Bugün; sürmanşette Baykal ile ilgili; yargıçetesi kapsamında kaset olayına sevindiği kayıtlara yansıyan; CHP eski milletvekili Tacidar Seyhan yazılı ifade verdi haberi yer alıyor.Seyhan’ın, çete lideri iddiasıyla tutuklanan Mustafa Özsoy’un başka dinlemelere ve kameraya dair kendisine bilgi verdiğini aktarıyor haber; Kamerayı Söylemişti başlığı ile. Başbakan’ın Başkanlık için ısrarcı olmayız açıklaması da Bugün ilk sayfada yer almış. ‘Örgütle bağlantılı’memurların gözaltında olduğu haberi de; Kriptolu Listede 605 Memur başlığı ile aktarılıyor. Mevzuyu en net anlatan haber aslında. Fakat ‘örgütle aktif bağlantı’ hikayesi biraz karanlık kalıyor.
Cumhuriyet; DHKP-C operasyonunu; Büyük Dalga Büyük Dram başlığı ile duyuruyor, bir çiftin bebeklerine bakacak kimse olmadığı için; 3 aylık bebekleri ile gözaltına alındığı ancak sonra tahliye edildikleri detayı aktarılmış ilk sayfadan. Silivri’de İmaj Taktiği başlıklı haberde ise, Başbuğ’un avukatızaviyesi ağır basıyor. Eski komutanların tanık olarak dinlenmesine itiraz dile getiriliyor. İlk sayfada yer alan Mustafa Kemal Erdemol başlıklı bir diğer yazıdizisi de önemli: Lazkiye-Şam Yolları:Suriye’nin Yeni Direniş Güçleri. Bu bölgelerden yansıtılan mazarada; Suriye ordusu duruma hakim, halk kaçmak yerine direnişe kartşı örgütlenmiş deniliyor. Bu hatta, bu manzara doğal.
Habertürk sürmanşet; Singapur’da ilk bebeğe doğum sonrası 12.000 dolar, yılboyu toplamda 166.000 doları bulan ödemeler var denilmiş. Manşette Başbakan’ın barış arayışını eleştirenleri ‘Bu Nasıl Vampirlik, kan sevdası,vicdansızlık’ dediği aktarılıyor. MHP liderinin de ‘çözüm süreci’ne dair Rüzgar Olur Savururuz çıkışı hemen altında yer almış.
Milli Gazete; Haçlı Sofrası başlığı ile çıkmış. Dünya, içinde bulunduğu ekonomik krizden çıkmak için doğal zenginlikleri sömürmek üzere Afrika’nın ‘başına çökmekle’ suçlanıyor.

17 Şubat 2013 Pazar

ÖRGÜT SÜREÇTE Mİ? KAMUDA TÜRBAN GELİYOR MU?


Bugün gazetelere bakıyorum. Çevik Bir’in çay istediğini aktaran Bugün ve Star, Pazar günü olması da hasebi ile, bugünün manşetini atmış. Star'ın ki ÇEVİK BİRE ÇAY DEMLEMEKTEN BIKTIM.

BUGÜN’de ilk sayfada Nuray Mert’in BDP’nin Şanlıurfa programında ettiği ‘PKK terör örgütü değil, devlet kendine başkaldıranlara terör der’ sözleri adres gösterilmiş. ZAMAN, DHKP-C işini takip etmeye devam ediyor. ABD büyükelçiliğine saldırıdan sonra aranan bir canlı bombanın babasını manşette konuşturmuşlar. Baba ‘önce beni vur’diyor. MİLLİYET, Devlette Zuhrevi Alarm’ başlığı ile eskort kızlardan hastalık kapan yetkililerin listesi olduğunu aktaran tuhaf bir haberi manşetten veriyor. TÜRKİYE'de ilk sayfada Sırrı Sakık’ın ‘PKK barışıbaltalarsa yakasına yapışırız’ sözleri dikkat çekiyor. Yenişafak Ekmeleddinİhsanoğlu’nun, kendisine; İslamı aşağılayan sorular soran Daily Show’da konuşmasına ‘YAKIŞMADI’ diyor, bence haksızlık ediyor. Eşref Bitlis’in hayatınıkaybetmesini inceleyen sabotajı araştıran dava zaman aşımından kapanıyor, konu neredeyse birtek TARAF ve ZAMAN’da. Bu arada İmralı süreci ile ilgili Özgür Gündem’den tutun da (İmralı Süreci ifadesi ile; detay aşağıda) Hürriyet’e(Erdoğan’ın ‘Biz zora talibiz, barışzordur’ sözü ilk sayfada) kadar tüm basında; süreçten umutlu bir hava var. Arasıra Emre Uslu'dan falan twitter'da gelen yorumlar ise mücadele mesajlarını öne çıkarıyor. Bu arada BDP li bir grup vekilin Karadeniz turuna çıktığını hatırlatalım.

BİRGÜN, KCK VE ÇHD soruşturmalarına dikkat çekiyor. Taylan Tanay Kandıra F Tipi Cezaevinden yazmış. GÜNEŞ ise Kamuda Türban Yasağı Kalkıyor diyen bir haberi, ilk sayfasında gören tek gazete. Milli Gazete ise Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yabancı gazetelere verdiği 14 Şubat temalı İstanbul tanıtımının çalışmasına tepkisini ‘Ölçü İslam’başlığı ile sürdürüyor. Bana fazla abartılı geldi tepki. Nedenleri aşağıda. Yine Milli Gazete’nin Hayra Hayır başlığı ile eleştirdiği Terörizmin Finansmanıyasası haberi ise çok açık akıcı bir dille yazılmış. Bu yasa ile AB ve ABD aleyhine para toplayan STK ların cezalandırılması gündemde. İslami STK mı Terör Örgütü mü tartışması önemli. Bugünlük bu kadar...

______________________________________________

İŞTE GÜNÜN İLK SAYFALARI VE MANŞETLERİ

TÜRKİYE MANŞET: SİLAHLARI GÖMÜN Başbakanın’ın Mardin’den barış mesajı verdiğini aktaran manşet.

İLK SAYFA: LAİLA NIN PATRONU ŞEFİK ÖZTEK KONUŞTU: LAİLA YI, ANTİDEPRESANLA AMBULANSLARDA YÖNETTİM

İLK SAYFA: RAKAMALAR SÖYLÜYOR 52 BİN MİLYONER VAR.

Adeta Cumhuriyet Gazetesinin dünki ‘Her 3 Kişiden Biriİcralık’ haberine bugün cevap verilmiş. BDDK verilerine göre bankada 2012 de 1 milyon lira üzerinde hesabı bulunanların sayısı 52 bin.

İLK SAYFA: SAKIK’TAN PKK YA: BARIŞI ENGELLERSE YAKASINA YAPIŞIRIZ

YENİŞAFAK MANŞET: AB KRİTERLERİ YERLE BİR

At eti skandalı ile sarsılan AB’de, helal gıda yasağına hazırlık eleştiriliyor. Güzel manşet. AB deki gıda denetiminin sorgulanırlığına dikkat çekilmiş

İLK SAYFA: YAKIŞMADI

Ekmeleddin İslamoğlu John Stewart’ın Daily Show’una konuk olmuş. Yenişafak gazetesi bu konukluğu Yakışmadı başlığı ile veriyor. Gerekçe olarakta Stewart’ın İhsanoğlu’na İslamıyatı aşağılayıcı sorular sordurmasıgösteriliyor. Program muhabiri, ingiliz komedyen John Oliver’in İhsanoğlu’na ‘Sizİslam dünyasının sesisiniz, çocuklarımızı ve bizi öldüreceğini söyleyen o ses bu mudur’ diye sorması örnek gösteriliyor.

Bence İhsanoğlu’nun programa katılması da, konuğun, komedyen olması hasebi ile sorduğu sorular da gayet yerinde. Aslında ironi yapıyor.

İhsanoğlu yukarıdaki soruya, taklit ettiğiniz ses, marjinal grupların sesidir cevabını vermiş .Gayet yerinde, doğru izaha muhtaç olmayan, özgüvenli ve konumuna uygun bir cevap.

Bir sonraki soru ise, biraz daha kabullenmesi zor amaİhsanoğlu’nun cevabı ile ironi tamamlanıyor. ‘Ne yapacağımızı bilmiyoruz herşeyi denedik, müdahaleyi denedik, savaşı denedik ‘ diyen Oliver’e ‘Öldürmenin terör sorununa çözüm olduğunu düşünüyorsanız, sorun o zaman ortaya çıkıyor, 1 terörist öldürdüğünüzde on terörist ortaya çıkıyor’ cevabını veriyor. Sahi ABDırak’a da terör ile savaş için ‘müdahale’ etmişti değil mi? Afganistan’a da... Sonuç ne olurs aolsun ABD kamuoyuna islamafobi medya propagandaları ile bu kadar hakim olmaya başlamışklen, verilen bu mesajları da sorulan bu soruları da önemsiyor, İhsanoğlunu’da tebrik ediyorum.

Erdoğan’ın Mardin ziyareti haberi, haberin Fatma Şahin’in elini tututtuğu fotğrafının gölgesinde kalmış.

Yneişafak’ta Metin Yüksel’in anıldığı gecenin haberi de ilk sayfada.

ZAMAN MANŞET: OĞLUM ÖNCE BİZİ VUR

Zaman DHKP-C yi takip etmeye devam ediyor. Dün manşetten ABD Büyükelçiliği saldırılarından kaçan DHKPC canlı bombalarının arandığını aktarmıştı.Bugün o arananlardan birinin babasının seslenişini manşete çekmişler.

İLK SAYFA: EŞREF BİTLİS DOSYASI ZAMAN AŞIMINA UĞRADI AİLE TEPKİLİ

ZAMAN, Cumhurbaşkaının korumaları ile röportaj yapmış,ilk sayfadan anonsu var. Deşifre olmasalar daha iyiydi

MİLLİYET MANŞET:DEVLETTE ZÜHREVİ ALARMI

Günün olay manşetlerinden biri Milliyet’te: ‘Savcılıktan pekçok kamu kurumuna, personeliniz bulaşıcı hastalık taşıyan eskort kızlar ile irtibatlı uyarısı gitti. En uzun liste 207 kişi ile emniyetten’ denilmiş. Kimin hangi hastalığı taşıyan hangi eskort ile olduğunun haberi neden manşete çekilir? Bu özel hayat ve tercihler değil mi? Savcının bu uyarısı haber olmasına haber ancak yine de bilemedim.

Milliyet, haftasonunun iki yeni yazarı başlığı le Mirgün Cabas ve Nagehan Alçı’yı duyuruyor. İkili konum ve tavırları itibarı ile tam görüş- karşı görüş yazarı olmuş gibi duruyor. Ama bugünkü yazılarına bakınca başka tellerden çalacaklar gibi tarz olarak. Nagehan’ın yazı başlığı ilk sayfada: Cezaevinde Mama ile beslenen komutan kim? Cabas ise; yeni Papa’nın Gana’lı olabileceğini yazarak global bir başlangıç yapıyor.

İLK SAYFA: ESKİTÜRKİYE GÜZELİ’NİN ZORLU ANNELİK SINAVI

Defne Samyeli de eski Türkiye güzeli Özlem Kaymaz ile röportaj yapmış. Fotoğrafa bakınca; Samyeli ile röportaj yapılmış sandım.

İLK SAYFA:BARTHOLOMEOS: OKULUMUZ NEREDE?

Bartholomeos’da Milliyet’e konuşmuş, Patrik, arazi iadelerini ise olumlu gelişme olarak nitelendirmiş. Röportajda Pelin Batu imzası var.

ÖMER MADRADÜNYADAKİ ŞİDDET KARŞITI GÖSTERİLERE VE WASHINGTON DAKİ İZKLİM DEĞİŞKLİĞİMİTİNGİNE DİKKAT ÇEKİYOR.

İLK SAYFA: BANKALARDAKİ PARANIN YARISI MİLYONERLERDE

BİRGÜN: SÜRMANŞET: KANDIRA CEZAEVİ BARO GİBİ

Birgün sürmanşette ÇHP operasyonuna dair habere yer veriyor. Tutuklu avukatlardan Taylan Tanay Birgün’e yazmış: ‘Nerede hak ihlali varsa oradaydık, Sakarya’da tecavüz edilen çocuğumuzun duruşmasında, Erzurumda 14 yaşındaki çocuğumuz için açlık grevindeydik.Polis Jandarma infazlarında bedeli ne olursa olsun adalet isterdik diyor Tanay...

İLK SAYFA: BDP’NİN TUTUKLU ŞIRNAK VEKİLİ SARIYILDIZ İMRALI SÜRECİNE DESTEK İSTEDİ: ÖFEKELERİMİZİ BARIŞA BAĞIŞLAYALIM

İLK SAYFA: BAYATINI GETİRENE BEDAVA EKMEK

İLK SAYFA: MOBBİNG YARGIDA HAFİFE ALINIYOR

Mobbing-Der başkanı İşyerinde psikolojik şiddet ve dışlama olarak özetlenen mobbing ile ilgili Yargıtay’ın yaklaşımını eleştiriyor. Son derece önemli bir haber ve konu.

GÜNEŞ MANŞET: BAYATI GETİR TAZEYİ GÖTÜR

İLK SAYFA: KAMUDA TÜRBAN YASAĞI KALKIYOR

Bekir Bozdağ yeni anayasa açıklamalarının içerisinde, din ve vicdan hürriyeti ile ilgili kısımda bir madde ekeleneceğini belirtti. Buna göre; kamuda türbanın önü açılacak.

İLK SAYFA: DAYAĞI SİNEYE ÇEKMEYİN

Erdoğan Mardin’de kadınlara seslendi.

HÜRRİYET MANŞET: REVAKLAR PAKETTE: İŞTE KABEDEKİ İNŞAAT

Kabe’nin tavaf alanının genişletilmesi için yapılan çalışmada Osmanlı revaklarının yıkımdan kurtarılarak paketlendiği aktarılıyor. Haberde detaya girilene kadar, spotlarda ve başlıklarda ‘Kabe’nin genişletilmesi’ifadesi kullanılmış. Ancak ana metine girilince ‘Kabe’nin tavaf alanı’ifadesini görüyoruz. Bilmeyen; Kabe yani 4 duvar olarak bilinen kutsal yapıgenişletiliyor diye düşünebilir. Bu ifade her yerde Kabe yerine ‘Kabenin etrafıveya tavaf alanı’ olarak geçse iyi olurmuş.

AJDA YAZIYOR: SARIŞINLAR NEDEN DAHA ÇEKİCİ...

IRMAK’IN CESEDİ BULUNDU

Hürriyet’te bu Pazar günün ruhuna uygun şekilde netameli hiçbir konu yok.

STAR MANŞET: ÇEVİK BİRE ÇAY DEMLEMEKTEN BIKTIM

Çevik Bir’in koğuş arkadaşı Emekli Tuğgeneral Ünal Akbulut, Bir’in devamlı ‘çay demle’ talimatlarına isyan etmiş. 28 Şubat tutuklusu Akbulut, 6 kez dilekçe vererek yerinin değiştirilemesini istedi ve sonunda nakledildi. Günün manşeti.

İLK SAYFA: SİLVİRİ CEZAEVİNDE NİKAH PATLAMASI Tutuklu ve hükümlülere; eşler ile özel görüşme düzenlemesinin arnından nikahlanan tutuklu sayısı arttı denilmiş. Yine de üzücü bir haber.

İLK SAYFA FEHMİKORU: VURUN THY’YE Güzel cevaplar içeren bir yazı.

BUGÜN MANŞET: GENERALİN ÇAY İSYANI

İLK SAYFA: PKK BİR TERÖR ÖRGÜTÜ DEĞİLDİR

Nuray Mert’in sözleri dikkat çekiyor. Mert ‘PKK bir terör örgütü değildir, devlet kendine başkaldıranları terör olarak tanımlar’

İLK SAYFA: 300 DOKUNULMAZLIK DOSYASI DÜŞECEK

4. Yargı paketi kapsamında TBMM deki dosyalar düşüyor. 932 den 300 ü düşecek.

POSTA MANŞET: SPORDA BAŞÖRTÜ SERBEST Federasyonlara talimat...

CUMHURİYET MANŞET: FIRSATÇILARIN DARBE GİRİŞİMİ

Haklarında soruşturma açılınca; baro yönetimi düşer mi düşmez mi tartışmasını gündeme getiren manşet, Baro Başkanı Ümit Kocasakal’ın tepkisi açısından aktarılmış

İLK SAYFA: ADİL GÜR: AÇILIM AKP TABANINI BÖLDÜ

MİLLİ GAZETEMANŞET: ÖLÇÜMÜZ İSLAMDIR

Kültür ve Turizm Bakanlığının 14 Şubat için yabancı gazetelere verdiği ilan tartışılıyor. Milli Gazete bu ilanı, cami silüeti önünde aşka davet etmek ve transparan kıafet öğesi nedeni ile eleştirmişti. Bu iktidar belli hassasiyetler ile oy toplamakla birlikte, sadece o hassasiyetlerin söylemi ile %50 leri bulmuş bir iktidar değil... 14 Şubat dine aykırı değildir. Senai Demirci sevgiyi ifade etmeye neden olan bir günü kim kötüleyebilir diyor.Herkesin sevgilisine, sevme şekline göre değişen bir gün. Cami önünde aşk tanımı, bana o reklamdan biraz daha ağır geldi. Ülkemize sevgililer gününde eşler de gelebilir, sevgili olamlarında bir günahkarlık aşamasına dahi ulaşamamış inançsızlar da. Ancak seçilmiş iktidarın kaynaklarının veridği reklamda; şeffaf kıyafetli kadın kullanılması hassasiyetini anlıyorum. Milli gazetedeki kardeşlerimiz burada fazla detaya takılıyor ve ruhsatları kaçırıyorlar. Fotoğraftaki kadın yabancı,inançsız bi rmodel olabilir. Bugünün koşullarında savaşların ekonomik-gaz gibi etmenler üzerinden ve farklı yürüdüğü bir ortamda ekonomi bir mücadele yoludur. Reklam da onun bir unsurudur. Yabancı gazetelere turist çekmek amaçlı 14 Şubat reklamı vermenin de, o fotoğrafta cami olmasının da ne mahsuru var? Olmasadaha iyiymiş ama bunu manşete çekmeli mi bilemedim.

İLK SAYFA: HAYRA HAYIR

ABD VE AB nin çıkarlarına aykırı yardım ve para toplayan STK lara dair yasal düzenlemeye tepki gösteren bir haber. İslami STK mı Terör Ögütü mü? BM nin belirleyeceği listelerde bu ayrım nasıl yapılıyor? Gül’ün bu terörün finanasmanı yasasını hızla onaylamasına da dikkat çekilmiş.

HABERTÜRK İLK SAYFA: YENİDEN YARGILANABİLİR Mİ

4. Yargı paketi ile yeniden yargılamanın tarihi sınırlarıkalkıyor denilmiş. Öcalan yararlanabilirmi yararlanamaz mı uzmanlar farklıkonuşuyor.

YENİ ASYA İLK SAYFA: ESAD ZULMÜNUN BİR HAFTALIK BİLANÇOSU: 102 ÇOCUK 866 ÖLÜ

SÖZCÜ MANŞET: PAŞALARA ADALET İŞKENCESİ

28 Şubat soruşturmasında gözaltına alınan emekli paşaların manevi işkence sonucu yorgun düşüp mahkeme sıralarında uyduğunuyazıyor. Korelasyon doğru mu, manevi işkence çeşitleri ve kıysalarını konuşmak zor ama cesur manşet

TARAF MANŞET: ÖZEL KUVVETLER LEGAL Mİ DEDİNİZ?

28 Şubat soruşturmasında darbenin psikolojik harekatını özel kuvvetlerin yürüttüğü aktarılıyor. Acak sorularda özel kuvvetlerin yaptığıbelirtildi diye bir cümle nasıl geçer, geçtiyse de haberde bu hali ile nasıl yer alır anlamak zor. Soru cevap almak için sorulur, böyle olup olmadığı soruldu denilebilir.

ÖZGÜR GÜNDEMMANŞET: FREEDOM FOR ÖCALAN

The Guardian gazetesine verilen ilan manşette. 15 Şubat Öcalan’ın yakalanma yıldönümünde başta Strasburg olmak üzere çeşitli Avrupa kentlerinde mitingler yapıldı. Ancak Özgür Gündem bu kapsamda verilen ilanı da; ‘Demokratik örgütler imralı sürecine ilan ile destek oldu’ şeklinde duyuruyor. Sürece dair ifadeyi görmek önemli. Bu noktada sürecin neticesinin Öcalan’a özgürlüğü de içeren bir yere çekileceği öngörüsünü okumak mümkün. Karayılan’ın ise mesajında; ‘iki eksen üzerinde çalışıyoruz, mücadele ile sonuç almak istiyoruz fakat çözüm ve barışa da çığız. İmralı’da önderliğimiz mesaj verirse biz açığız’ dediği belirtiliyor.

TÜRKİYE PLANI ELE GEÇTİ

Kobani yani Batı Kürdistan olarak geçen bölgede(Suriye)Azadi Partisi üyesi Mahmut Kerho’nun yakalandığı yazılmış. Kerho parti üyesi diye neden yakalanıyor? Evinde Türkiye planı çıktığı aktarılıyor. ‘Belgede silah sevkıyatı ve saldırıların Türkiye’den olduğu yazılı’ denilmiş. Sorular çok. Burada ÖSO VE Kürtler birbiri ile çatıştı. Yönetim bu bölgede Kürtleirn elinde. Buradaki Kürtler özgürlükçü değil mi? Kürtler Kobani’de devlet kurumlarına nasıl el koydu ve kendi otonomilerini uygulama yoluna gittiyse, bazı kesimler de benzer mücadeleyi yapıyor. ÖSO örneğin. Aslında tümünün Esad’a karşı bir isyana kalkışması zulmü arttıran nedenlerden biri. Ülkede baskı mevcuttu belki ama şimdi daha çok kan aktı ve akıyor.Şimdi kendileri aynı yöntemi uygulayan YPG ve Suriyeli Kürtler, diğer Suriyelilerin seçimlerine saygı duymak yerine mücadelelerini hala şiddet ile çözüyorlar. ÖSO ile çatışılması ve anlaşılamaması her iki taraf açısından da acı. Muhaliflerin yönetimle diyalog kuramaması da, yönetimin şartlarında ısrar etmesi de aynı öyle. Bir insanın Azadi partisi üyesi diye ‘yakalanması’nı öğrenmek beni üzüyor. Suriye’deki pekçok şey gibi. Türkiye’nin bu konudaki tutumu da tek açıdan değerlendirilebilecek bir durum değil.

 

16 Şubat 2013 Cumartesi

GÖRMEZDEN GELMEK VE GÖSTERMEK


Bazı gazetelerin ilk sayfasına göre ülke güllük gülistanlık, barış geldi gelecek... Bazılarına göre ise terörün başgöstermesi son anda önleniyor,zemin kaygan... Muhafazakar gazetelerin çoğu barış rüzgarına vurgu yaparken,ZAMAN ve BUGÜN ilk sayfada eylem türü bazı şeylere yer veriyor. Öcalan'ın yakalanmasının yıl dönümünde polis ile göstericiler arasında ne yaşandı? Gözyaşartıcı bomba ve tazyikli suya hedef olanlar provokatör mü? Hepsinin cevabını tek gazeteden öğrenmek zor. Hepsini okumak lazım.

ZAMAN örneğin; DHKP-C nin canlı bombalarını manşete çekmiş....Baykal ve Yargı Çetesi davasında, CHP’li Tacidar Seyhan’ın adının öne çıktığı son gelişmeler de ilk sayfa haberleri arasında.
YENİŞAFAK, Öcalan’ın yakalanmasının yıldönümünün sakin geçtiğini vurguluyor.
TÜRKİYE barış mesajlarına yer veriyor,
BUGÜN, Zaman’ın eylemcikleri veDHKP-C’ yi öne çıkarmasına paralel, Hain Planın Son Anda Engellendiğini manşete çekiyor.

28 Şubat ile ilgili gelişmeler ise Yenişafak ve Milliyet’te orta büyüklükte yer buluyor. Zaman’da daha küçük.

CUMHURİYET başkanlık sistemini eleştiren Avrupa Konseyi Venedik Komisyonu Başkanı’nın ‘SONU DİKATATÖRLÜK’ açıklamasınımanşette görüyor. Başkan ‘Ortadoğu’da diktatörlükler yıkılırken; rol model Türkiye’nin; başkanlık sitemi getirmesi tezattır’ diyor. Bu nedenle bu haberi, BUQUİCCHİO: TÜRKİYE ROL MODEL olarak görmek ne ise; SONU DİKATATÖRLÜK şeklinde görmek benziyor mu? Ayrıca Cumhuriyet’te yer alan, ‘3 KİŞİDEN BİRİ İCRALIK’başlığı dikkat çekiyor. Ekonominin iyiye gitmesi ile gelir dağılımı-zenginleşme arasındaki farkları da aynı şekilde anlatmayı gerektiren bir haber bu. Belki bir ekonomi dosyası ile anlatılması gereken... Bu önemli haber, ekonomideki iyileşmenin manası ve halka yansıyan oranların dinamiğini de açıklayarak yapılabilir.

Bugün ilk sayfalarda dikkat çeken bir diğer haber; SEVİL SEVİMLİ; Hürriyet ve Cumhuriyetbu konuyu ilk sayfada görüyor. Bazı haberlerde tüm suçlamalar yok.Tek yerden yürünmüş. Ki diğer suçlamalar dediğim de gazetede ilk sayfada yer alanlar da; pankart açmak, konser izlemek türünde suçlar. Şiddet içermeyen propaganda suçlarının 4. Yargı paketinde düzenlendiği biliniyor. Sevimli’ye isnad edilenlerde, böye bir suçlama yok. Özel yetkili mahkemeler kaldırıldı. Ama durum bu. Sevimli ilk olarak DHKP-C operasyonunda gözaltına alınmış ve 3. yargı paketi kapsamında serbest kalmıştı. Şimdi yeniden 5 küsür yıl ceza.

BİRGÜN ilk sayfada; tutuklu hastaların mağduriyetine dikkat çekerken, İmralı’ya gidecek heyette yer alacak isimleri de küçük bir haber ile görüyor. Ayrıca Diyarbakır Valisi Mustafa Toprak’ın son açıklamasına dair Otopsi Raporu Çark Ettirdi başlıklı haber de önemli. Valiler ile ilgili dönem dönem benzerşeyler yaşanıyor. En son Muhsin Yazıcıoğlu olayında; Kayseri valisinin elindeki son bilgiyi teyidsiz basın ile paylaşması yüzünden neredeyse konuya dair suçlandığını hatırlıyoruz. Mustafa Toprak 19 yaşındaki Şahin Öner’in daha önce bomba patlaması sonucu öldüğünü açıklamıştı. Birgün, otopsi sonucu patlayıcı izine rastlanmayınca Vali’nin açıklamasının değiştiğine dikkat çekiyor. Bu gibi durumlarda valiler örtbas için yanlış bilgi vermeyi genelde tercih etmezler. Çünkü önünde sonunda bunun doğrusunun çıkacağını bilirler. Burada hatayı; raporu veren veya ilk bilgi paylaşımını yapan bazı birimler yapabilir. Mesela bazen kimse görmedi zannedilir ve yanlış bilgi verilir, bazen daha farklı olur. Ama muhakkak bir gören çıkar. Valilere düşen, bu gibi durumlarda otopsi dahil son bilgiler gelene kadar, ‘şu anki bilgimize göre’ şeklinde notlar düşerek, beklenen raporlar olduğunu vurgulamayı unutmamaktır. Aksi halde kendilerine gelen yanlış bilgiyi, inanarak paylaştıklarında, yalancı veya olayı kapatmayı çalışan olmakla suçlanmaları an meselesi olabilir.

___________________________________________________________________
İŞTE DETAYLAR
BUGÜNÜN GAZETELERİ İLK SAYFA HABERLERİ VE MANŞETLER

Editöryel kararlar ve gazetelerin yayın duruşları bugün nasıl farklılık gösterdi bakalım:

ZAMAN-MANŞET: İŞTE ARANAN CANLI BOMBALAR
‘Türkiye’nin dört bir yanında aranan DHKP-C’li iki canlıbombanın kimlikleri tespit edildi. İstihbarat kaynaklarına göre Bulut Y. ve Harika K., Yunanistan’daki kamplarda eğitim gördü ve ABD Büyükelçiliği’ne bombalısaldırıyı gerçekleştiren Ecevit Şanlı ile birlikte üç ay önce Türkiye’ye girişyaptı. İki canlı bombanın, yeni saldırılar düzenlemesinden endişe ediliyor...

... DHKP-C’nin 3 ay önce 3 intihar eylemcisini Türkiye’ye soktuğu tespit edildi. Emniyet ve istihbarat birimleri, örgütün Ecevit Şanlı’nın da aralarında bulunduğu 3 teröristi Almanya’dan Yunanistan’a getirdiğini, buradan da sahte kimliklerle Türkiye’ye girmesini sağladığını belirledi. Bu isimlerden Tokat nüfusuna kayıtlı canlıbomba Ecevit Şanlı, 1 Şubat 2013’te ABD Büyükelçiliği’ne yönelik saldırıyıgerçekleştirdi. Eylemde, 20 yıldan beri büyükelçiliği koruyan güvenlik görevlisi Mustafa Akarsu şehit oldu. Büyükelçi Francis J. Ricciardone’nin davetlisi gazeteci Didem Tuncay da gözünden yaralandı. Bu eylemin ardından güvenlik güçleri, kayıp diğer canlı bombaların peşine düştü. Uzman polisler, vatandaşları dikkatli olmaları konusunda uyardı.

EYLEMDE NE İŞİN VAR DAYAĞI
Diyarbakır’da, terör örgütü elebaşısı Abdullah Öcalan’ın Kenya’da yakalanarak Türkiye’ye getirilişinin 14. yıldönümünü bahane eden bir grup, izinsiz gösteri yaptı.

Koşuyolu Caddesi’nde eylem yapanlar arasında bulunan küçük çocuklar, polis araçları geçerken taş atmak istedi. Bu sırada ağabeyleri olduğu öğrenilen kişiler, kardeşlerini eve gitmeleri konusunda uyardı. Caddeden ayrılmayan 7-8 yaşlarındaki iki çocuk, 13-14 yaşlarındaki ağabeyleri tarafından tokatlandı. Küçük ağabeyler, kolundan ve yakasından tuttukları kardeşlerini caddeden uzaklaştırdı.’

Eylemleri ön plana çıkaran ZAMAN, BDP’ye seslenen Başbakan’ın‘Risk almazsan sürece katkın olmaz’ mesajını sol sütunda daha küçük görürken;

TÜRKİYE GAZETESİ, Başbakan Erdoğan’a Diyarbakırlı çocukların ‘barış ve kardeşlik kokan’mektuplarını manşete çekmiş. Mektupların, teröre başvuranlara ‘ders veren’ niteliğine vurgu yaparak...

Hemen altında ise terörün bitmesi için yürütülen görüşmelerin ‘başdöndürücü’ bir trafikle sürdüğü yazılmış. HÜRRİYET’in manşete layık gördüğü Twitter’dan hakerete ilk hapis başlıklı haber ise Türkiye’de ilk sayfada minik bir kutucuk.

ZAMAN-İLK SAYFA: DANIŞTAY, YÜCEL AŞKIN İLE İLGİLİKARARI İKİ YIL TEBLİĞ ETMEMİŞ
Van 100. Yıl Üniversitesindeki fişleme konusuna dair kararın tebliğ edilmediği haberi ve bu konuya dair son durum; karşılıklı tarafların açıklamları ile aktarılıyor.

BUGÜN-MANŞET: HAİN PLANI HALK ÖNLEDİ
Çözüm sürecini baltalamak isteyenler Öcalan’ın yakalanmasının yıldönümünde ‘hain’plan uygulamak istedi,halk izin vermedi. Şırnak ve ilçelerinde gece yapılacak gösterilerde eylemcilerin ‘halkın’ arasına girerek susturuculu silahla polise ateş açmayı planladığı ancak ‘duyarlı’ bir vatandaşın ihbarı ile bunun önlendiği aktarılıyor. Provokatörün 1 susturuculu 2 silah ve 4 elbombası ile ‘ksıkvark’yakalandığı eklenerek.

6 ÇOCUK DOĞURAN ANNEYE MADALYA
IRMAK’I SEL YUTTU, dikkat çeken diğer başlıklar olmuş BUGÜN’den.

YENİŞAFAK-MANŞET: ÜÇ SICAK MESAJ
Barış havasıestiren Yenişafak ise, barışa giderken çözüme inancı teyid eden mesajlarımanşette öne çıkarıyor ve Öcalan'ın ‘Anayasa mahkemesine bireysel başvuruyu revize ederek devletten istediği tazminattan vazgeçtiğini’ de vurguluyor...Öcalan’ın yakalanışının yıldönümünün; eskiye göre olaysız geçtiği vurgulanıyor.
YENİŞAFAK-İLK SAYFA: BAŞÖRTÜLÜ MEMUR İÇİN İLK ADIM
Başörtülü memur için ilk adım başlığı da Yenişaf’ta ilk sayfada dikkat çeken orta büyüklükte görülmüş bir haber. Bu konu, bugün bazımerkez medya yazarlarının da yer verdiği-desteklediği bir konu gibi duruyor.

POSTA-MANŞET:BİR YANIM BOŞ
Posta’da manşette, Antalya’da selde kaybolan Irmak’ın annesinin kollarının boş kaldığı haberini görüyoruz. Yenişafak ve Türkiye’de bu habere geniş yer ayırmış ilk sayfada.Milliyet’te aynı şekilde.Posta’da üç çocuk teşviğine dair bir diğer haber de ilk sayfada dikkat çekiyor.

STAR-MANŞET:OĞLUMU KURTARDIM KIZIMI BULAMADIM
Star’da Antal’da selde yaşanan dramı manşetten görüyor. Star da Hürriyet de Baykal-Yargıçetesi haberine ilk sayfada yer veriyor ve Mustafa Özsoy’un CHP li Tacidar Seyhan’a ‘Baykal’ın odasına kamera konulmuştur’ sözlerinin ve kaset skandalından sonrada kutlama yaptıklarının savcılıkça belirlendiğini yazıyor.

STAR-İLK SAYFA : ERDOĞAN: BU İŞE YÜREĞİMİZİ KOYDUK
Erdoğan’ın terörün çözümüne dair; ‘kan gözyaşı duracaksa biz Ak Parti olarak her türlü bedeli ödemeye hazırız’ sözleri küçük bir haber halinde aktarılıyor.

Twitter’dan hakarete ilk ceza haberi de ilk sayfada.

Eski Hava Kuvvetleri Komutanı Celasın’ın BÇG toplantılarına katılmadığını söylediğini aktaran bir 28Şubat haberi de küçük şekilde yer alıyor.

HÜRRİYET-MANŞET:TWEET-TEHDİDE HAPİS
Ayrıca ilk sayfada; Yargı Çetesinde Baykal Sürprizibaşlıklı bir haber dikkat çekiyor. Hürriyet’te ilk sayfada 28 Şubat konusunda hiçbir haber yok

HÜRRİYET-İLK SAYFA: SEVİL’E 5 YIL 2 AY 15 GÜN
Sevil Sevimli’ye hapis cezası da dikkat çeken bir diğer başlık. Sevimli Fransa’dan değişim programı ile Eskişehir’e gelmiş bir öğrenci.1 Mayıs’a katılmaktan örgüt üyeliği ile suçlanıyor. Sevimli’nin daha önce Grup Yorum konserine katılmak, parasız eğitim yazılıpankart açmakla suçlanarak bu iddialardan yargılandığı ve 3. Yargı paketi ile tahliye edildiği belirtiliyor.

BİRGÜN-MANŞET:İDAM CEZASI GİBİ
Ermenek M tipi cezaevinde kalan kanser hastası tutuklu Şehabettin Yücel’in ölüm haberi manşette.Yücel’in hastalığı ile iligli girişimlere rağmen tahliye edilmediği ve durumu ağır 50 tutuklu daha olduğu aktarılıyor. Sol sütünda Erdoğan’da artık terörist’başlığı ile, Başabkana’ın grup yorum şiiri okuduğu haberi veriliyor.

BİRGÜN-İLK SAYFA: İMRALI HEYETİ BELLİ OLDU
BDP eşbaşkanı Selahaddin Demirtaş, İmralıya gidecek heyet için engeç Pazartesi başvuru yapacağını açıkladı. Heyette Demirtaş, Pervin Buldan ev Ahmet Türk’ün yer alacağı belirtiliyor. Erdoğan’ın karşı çıktığı belirtilen Gülten Kışanak ve Aysel Tuğluk’un adı yok.

BİRGÜN-İLK SAYFA: OTOPSİ RAPORU ÇARK ETTİRDİ
Diyarbakır’da bomba patlamasıile öldüğü açıklanan 19 yaşındakiŞahin Öner’in otopsi raporunda bomba izi çıkmayınca Vali Mustafa Toprak’ın, açıklamasına getirdiği açıklama aktarılıyor. Öner’inpolis panzeri altında ezilerek öldüğü hatırlatılıyor.

CUMHURİYET-MANŞET:SONU DİKTATÖRLÜK
Avrupa Konseyi Venedik Komisyonu Başkanı Buquicchio’nun açıklamaları aktarılıyor.Başkan, başkanlık siteminin sonunun otoriterliğe gidebileceğini açıklıyor, Ortadoğu’da diktatörlükler yıkılırken rol model Türkiye’nin başkanlık sitemi getirmesi tezattır diyor.

CUMHURİYET-İLK SAYFA: 3 KİŞİDEN BİRİ İCRALIK
‘Ekonominin iyiye gittiği söylemlerini yığılan dosyalar yalanlıyor’denilmiş.

CUMHURİYET-İLK SAYFA: BAKANA SERBEST, SEVİL'E SUÇ
Cumhuriyet, avukatının açıklaması üzerinden, Sevil Sevimli’in Ali Yıldız’ın cenazesine katılmakla suçlandığına dikkat çekiyor ve Yıldız’ın kardeşinin de Bakan Fatma Şahin tarafından ziyaret edildiğini hatırlatıyor.

HABERTÜRK: KİLİSEYE KAÇAK PAPAZ CEZASI
Kilisede vaaz veren ABD li vaizin, kaçak işçi olarak ihbar edildiği vurgulanıyor ve İŞKUR’un kiliseye ceza verdiği aktarılıyor.

HABERTÜRK-İLK SAYFA: BİRİNİ KURTARABİLDİ
Antalya sel haberi...

HABERTÜRK-İLK SAYFA: ONUNCU DALGA İLE DEVAM - İLK DALGANIN YORGUN PAŞALARI
28 Şubat haberi...

12 Şubat 2013 Salı

CİLVEGÖZÜ VE HABER ÇELİŞKİLERİ


Bugünkü gazete haberlerinin Cilvegözü patlamasını veriş şekline bakarsak bazı çelişkiler ve sorular var. Biz bunların cevabına hakimizdir diye düşünüyorum. Bir özet yaptım aşağıda. Bold olan yerler, gazetelerdeki çelişen açıklama ve bilgiler.Temel soruları maddeler halinde özetliyorum, ilk sayfa haberlerindeki bilgiler ve başlıklar da gazete isimlerine göre metinleri ile yer alıyor daha sonra...

TEMEL SORULAR

1-      Araç nereden geliyordu?

2-      Araç uzaktan kumanda ile mi patlatıldı? Muhaliflere bomba götüren bir aracın kaza ile patladığı olasılığı konuşuluyor. Eğer öyle ise uzaktan kumanda iddiası safsata anlamına gelir. Bu konuda yapılan açıklamlar ıspatlanabiliyor mu? Uzmanlar ne der?

3-      Milliyet’in; Suriye rejimine yakın internet sitelerinin, saldırıdan sonraki haberlerde, Muhaberatın, ‘’Suriye’den Türkiyeye silah taşıyan araca başarılı operasyon yapıldığı’’ haberlerine dikkat çekmesi önemli. Ancak, bu mantıkta; fabrikasyon bomba taşıyan ve Esadın hedefinde olan bir araç, olsa olsa olsa Türkiye’den Suriye’ye silah taşıyor olabilir.Ya o Suriyeli siteler ya da Milliyet’in maddi hatası sözkonusu.

4-      Yenişafak’ın, bu haberi verirken ‘gözler DHKP-C ye çevrildi’ demesi ve buna dayanak olabilecek bir bilgi paylaşmaması ilginç bir tutum.

5-      Milliyet; sınırın Suriye tarafında derken Hürriyet Türkiye tarafında diyor. Basit bir maddi hata gibi.

6-      Posta ise cesurca üç olasılığı soruyor, Bu alana, Türkiye’den yardım tırlarının geldiğini, ve Suriye’den gelen araçların da yardımları almak için geldiğini vurguluyor, bu taraftan araçların Suriye’ye geçemediğini söylüyor.Yani haberlerde iddia edildiği gibi plaka Suriye ise, burdan giden araç iddiası çürümüş oluyor. Zaman ise; sahte kimlikler ile Türk illerinden çok sayıda araç kiralandığını yazarak, aracın buradan gittiğini vurguluyor gibi. O halde plaka türk olmaz mı?

7-       Bu arada Milliyet, Suriyedeki devlet destekli web sitelerinin, haberi; ‘’Esad’ın başarılı opersayonu’’ olarak duyurduğunu söylerken, Posta; bu sitelerin, haberi; aracın Türkiyeden yola çıkıp, Şam’ı hedef almayı planlayan bombaları taşıyacağını, ancak yanlışlıkla patladığı şeklinde verdiğini söylüyor. Yani; o sitelerin, ‘’Esad yaptı’’ demediğini yazıyor.

8-      Hürriyet, muhalif Suriye Ulusal Koalisyonu üyelerinin Türkiye geçişinden on dakika sonra zaman ayarlı bombanın patladığını vurgularken, Milliyet; muhaliflerin patlamadan bir gün önce muhaliflerin burada inceleme yaptığını söylemek ile yetiniyor.Yani Hatip’in geçişinin bir gün öncesi bir kontrole dikkat çekiyor ama geçişin on dakika sonrası patlama olduğunu vermiyor.

9-      Birgün ise beklenmeyecek şekilde olayı tek bir tarafa çekmiyor, sadece hükümetin bu işi eline yüzüne bulaştırdığı noktasına vurgu yapmakla; olan factleri aktarıyor manşetin detayında. Aracın Suriye plakalı olduğunu yazıyor. Suriye’den Türkiye’ye giriş yaparken yaşandığı açıklamlarını duyurmayı tercih ediyor. Birgün daha önce İmalat Üssü Türkiye,İnfilak adresi Suriye başlıklı bir haber yapmıştı. Bu haberi dehatırlatıyorlar bugün ama, fabrikasyon bombanın Türkiye’den Suriye’ye gidiyor olması gerekmez miydi bu geçmiş haberlerini ıspat adına hatırlatmaları için?




İŞTE GAZETELERİN BU HABERE DAİR İLKS AYFA METİNLERİ:

ZAMAN: SINIR KAPISINDA UZAKTAN KUMANDALI TERÖR

Suriye’de yaklaşık iki yıldır devam eden iç savaş bir kez daha Türkiye’deki ocaklara ateş düşürdü.Hatay’ın Reyhanlı ilçesi Cilvegözü sınır kapısında dün meydana gelen patlamada 13 kişi hayatını kaybetti. Sınır kapısının yaklaşık 40 km ilerisindeki ara bölgede gerçekleşen patlamada 27 kişi de yaralandı

...Başbakan yardımcısı Bülent Arınç, patlamanın Suriye’den gelen bomba yüklü panelvan minübüsün infilak etmesi sonucu gerçeleştiğini açıkladı...Suriye’ye yardım için park halindeki tırların beklediği alanda bulunan aracın uzaktan kumanda ile patladıldığı ileri sürülüyor...Mersin Gaizantep Adana gibi illerden sahte kimliklerle kiralanan çok sayıda aracın Suriye’ye kaçırıldığını belirten güvenlik birimleri, dünki saldırıda kullanılan aracın da bunlardan biri olabileceği ihtimali üzerind eduruyor.

YENİŞAFAK: TERÖR SINIRI VURDU

 ABD büyükelçiliğine düzenlenen saldırıdan 10 gün sonra, terör çirkin yüzünü birkez daha gösterdi, Hatay Cilvegözü sınır kapısından giriş yapan Suriye plakalı bomba yüklü panelvan minübus uzaktan kumada ile patladıldı. Olay yerinde 5 hastanede 8 kişi can verdi.

...Suriyedeki iç savaşın ardından Türkiye sınırında düzenelnen ilk bombalı saldırı gözler, bölgede faaliyetleirni arttıran DHKP-C ve örgütle bağlantılı hareket eden Acilciler grubuna çevrildi.Saldırıyı bakanlar kurulu toplantısında değerlendiren Başbakan Erdoğan ‘bu olay hem terör hem Suriye’deki olaylardaki hassasiyetimizin ve çalışmalarımızın ne kadar isabetliolduğunu göstermesi bakımından önemli.Her iki konudaki kararlılığımızdan taviz vermeyeceğimizin özellikle bilinmesini istiyorum’ dedi.

YARDIM NOKTASINI BİLEREK SEÇTİLER: Cilvegözü sınır kapsında sadece Türklerin ve Suriyelilerin ara bölgede ticaret yapmalarına izin veriliyordu. Suriye’ye gönderilen yardım tırları da ara bölgede boşaltılarak karşı tarafa gönderiliyordu.Patlamanın çok sayıda sivilin bulunduğu alanda olması ölü ve yaralı sayısını arttırdı.

 

MİLLİYET: BOMBALI SALDIRIDA EL MUHABERAT İZİ

Cilvegözü’nün Suriye tarafında insanı yardımların depolandığı bölgede bombalı araç patladı 3 ü türk 13 kişi öldü.

...Saldırıyı üç kişinin gerçekleştirildiği, saldırganların ikisinin Suriye’ye birinin Türkiye’ye kaçtığıiddia edildi.Bombalı araçta en az 35-40 kg fabrikasyon patlayıcı bulunduğu öne sürüldü. Patlamanın ardından Suriyedeki internet siteleirnin Esad’ın istihbarat örgütü El Muhaberatın, Türkiye’ye silah taşıyan bir araca başarılı bir operasyon gerçekleştirdiği yönündeki haberleri gözleri bu örgüte çevirdi. Patlamadan bir gün önce de, Esad muhaliflerinin sınır kapılarında incelemede bulunması, hedef muhalifler miydi yorumuna yol açtı.Türkiye’den Suriye’ye götürülen yardımlar, patlamanın meydana geldiği tampon bölgedeki depolara indiriliyor, ardından muhalifler tarafından alınarak ihtiyaç sahiplerine dağıtılıyor.

 

HÜRRİYET:ÜÇ BOMBACI KAMERADA

TÜRKİYE TARAFINDA PATLADI: Cilvegözü sınırkapısı ile Suriyenin BAB El Hawa sınır kapısı arasındaki tampon bölgenin Türkiye tarafında dün 15.00 te patlama meydana geldi.Suriye plakalı otomobildeki patlamın etkisi ile kapıya yaklaşık 40 metre uzaklıktaki 20 araç hasar gördü.

ZAMAN AYARLI BOMBA: Gümrük kapısının kamera kayıtlarında patlamadan 22 dakika önce 3 kişi aracı parkedip uzaklaşıyor.Ardından ikisi başka araç ile Suriye’ye dönüyor. 3. Kişinin ise Türkiye’ye girdiği sanılıyor. Görüntüleri izleyen Adalet Bakanı danışmanı Adnan Boynukara ‘olay tahminlerin ötesinde planlı, araç gümrük alanında terk edilip zaman ayarlı patlatılıyor’ dedi.

HEYET GEÇTİKTEN SONRA:Bombanın zaman ayarlı olması ve patlamanın Muhalif Suriye Ulusal Koalisyonu üyelerinin Türkiye geçişinden on dakika sonra olması, Hedef Koalisyon Üyeleri miydi sorusunu akla getirdi. Üyeleri yaralanmayan heyette,Koalisyon Başkanı Muaz El Hatip ve çok sayıda üst düzey yetkili yer alıyordu. Koalisyon üyesi Louay Safi, saldırıyı araştırdıklarını söyledi.

POSTA: BU BOMBALAR KİMİN?

...İçişleri bakanlığı bomba yüklü minübüsün Suriyeden geldiğini açıkladı,

İŞTE SALDIRI İLE İLGİLİ ÜÇ İDDİA:

1-Saldırıyı Türkiye’nin karşı olduğu devlet başkanı Esad düzenletti.

2-Suriyeli Muhalifler bombaları minübüse Türkiye’den yükledi.Suriye’ye götürüp eylem yapacaklardı, bombalar yanlışlıkla patladı.

3-Türkiye ile Suriye arasındaki gerginliği tırmandırmak isteyenler bu saldırıyı düzenledi ve Suriye yapmış süsü verdi.

MUAMMER GÜLER HATAYA GİDERKEN ŞU AÇIKLAMAYI YAPTI: Olaydan 22 dakika önce gri 2 dakika önce de kırmızı renkli iki arç patlamanın olduğu yere park ediyor.Bunlardan biri bomba yüklü araçlar Suriye’den geliyor.Görüntüleir mevcut.

ARAÇLAR SURİYEYE GEÇEMİYOR Tampon bölge yardımların toplandığı alan.Türk tırları yardımları buraya getiriyor.Daha sonra Suriye’den gelen araçlar, yardımları alıp ülke içine taşıyor.

...İddiaya göreEsed’in ajanları, bomba yüklü aracı tampon bölgeye getirdi ve uzaktan kumanda ile patlattı.Amaç sözümona Türkiye’ye gözdağı vermek.

ŞAMDA PATLATACAKLARDI: Suriye’den yayaın yapan devlet destekli internet siteleri bomba yüklü aracın Türkiye’den yola çıktığını ileri sürüd ve şunu iddia etti: Esad’a karşı savaşan ÖSO YANLILARI BOMBA yüklü bu araçla başta başkent Şam olmak üzere hükümetin kontrolündeki şehirlerde eylem yapacaklardı, araç yanlışlıkla patladı.

 

 

Olayın videosu


8 Şubat 2013 Cuma

GÜRSEL TEKİN'İN GAFLAŞTIRILAN SÖZLERİ

Birgül Ayman Güler, Süleyman Soylu gibi bazı milletvekillerinin sözleri üzerinden linç edildiği haftalardayız. Bu sözler çok tartışıldı. Bu sözlerin arkasındaki zihniyeti sorgulamak, makul şekilde yapıldığında anlamlı da.
Ancak ben CHP İstanbul milletvekili Gürsel Tekin'in bir TV programında ettiği sözlerin medya tarafından haberleştirilmesini mercek altına alacağım.
Siyasetçilerin konuk olduğu televizyon programları ve özel röportajlardaki açıklamalarını haberleştirme sürecinde, gazeteler haberi adeta yeniden üretiyor. Ve her yeniden üretmede olduğu gibi açıklamalar çarpıtılıyor. Bu çarpıtma, çoğu zaman konuşmaların öncesi ve sonrasının karartılması suretiyle oluyor. TRT TÜRK'te yayınlanan “Görüş Farkı” programında, ‘’Kemal Kılıçdaroğlunu nasıl devirebilriz diye organizasyonlar yapılıyor mu, ne dersiniz’’ şeklinde sorulan soruya; Gürsel Tekin’in cevabı, pek çok gazetede “olay açıklama” olarak haberleşti.

Tekin bu soruya, ‘yarın kurultay var, 81 il başkanı genel başkanın arkasında’diye cevap veriyor ve ‘Kurultay Delegeleri il başkanları genel başkanın arkasında, Mustafa Kemal Atatürk’ten sonra tabanda, örgütte en güçlü lider Kılıçdaroğlu’dur, kimsenin gücü yetmez buna. Ben 30 yıldır bütün kademelerde görev yapan biri olarak söylüyorum partiyi bilen biri olarak söylüyorum’ diye de ekliyor.

Siyaseti bilmeyen biri için bu laf çok iddialı ve kulağa komik geliyor. Atatürk ve Kılıçdaroğlu…Vay be diyor millet. Liderine yalakalık yapıyor diyenler de var...

Bir nevi Süleyman Soylu’nun ebedi lider mevzusunda düştüğü duruma düşüyor Tekin. Ki Soylu da, gönlündeki bir şeyi dillendirdi. Söz konusu siyaset olunca, gönlündekini söyleyenden değil gönlündekini gizleyip güzel gösterişli konuşanlardan korkalım.

Neyse konumuza dönelim.

Bu noktada Devlet Bakanı ve Başbakan yardımcısı Bülent Arınç’ın Tekin’in sözlerine değindiği açıklamayı kelimesi kelimesine hatırlayalım:

Arınç, partisinin Bursa il başkanlığı tarafından düzenlenen ''Siyaset Akademisi''nde yaptığı konuşmada,

‘’CHP'de birisi geçen günlerde işte 'Atatürk'ten sonra da Ecevit'ten sonra da en güçlü lider benim liderimdir' demiş. Şimdi onun internetteki cevaplarını yolda gelirken epeyce inceledim. En hafif tabiriyle üç beş kişi ona 'bu, yalakalıktan başka bir şey değildir' diyor. Yani Atatürk ile birisini kıyaslarken bula bula birisinin ismini zikretmesi, o partilerdeki maalesef zafiyetlerin ne hale geldiğini bize gösteriyor, çünkü buna acımak lazım’’

İlk etapta zaafiyet nitelemesi makul geliyor.

Atatürk’ün kıyaslanmaz olduğu algısnı gösteren bir söylemi Ak Parti'den önemli bir isimden duymak güzel. Ancak şu var, burada; Gürsel Tekin gibi 30 yıldır CHP yi iyi bilen bir ismi, bu teknik yorumu üzerinden, Atatürk ile mevcut liderini kıyaslayarak yalakalık yapmak ile itham etmek sanıyorum meseleyi anlayamamaktan kaynaklanıyor

Bunu anlamamak Arınç’ın suçu değil. Neden diyecek olursanız, medyamız Tekin'in bu sözlerini manşetleştirirken, bu habere başlık atarken, öyle popülist yaklaşıyor ki Arınç da oradan aldığı bilgi ile haklı olarak bunu tirajikomik bulduğunu ima ediyor.

Oysa dikkatle dinlendiğinde bu programda moderatör Ömer Şahin; Tekin’e, Kılçdaroğlu’nu devirme hesapları yapılıp yapılmadığını soruyor.Tekin ise teknik olarak kurultay ve delege karşılığı anlamında 81 il başkanının Kılıçdaroğlu’nu desteklediğini ve bu bağlamda Atatürk’ten sonra en güçlü lider olduğunu söylemek istiyor. Yani İnönü ve Ecevit'in sahip olduğu delege desteğinden fazlasına sahip olduğu anlamında teknik bir niteleme yapıyor. Sorunun doğasıgereği cevabı böyle anlamak lazım. Yoksa Kılıçdaroğlu ile Atürk’ün liderliğini karşılaştırmıyor. Konu; Kılıçdaroğlu devrilebilir mi olunca, Tekin de bunun teknik olarak olamayacağı cevabını vermek için, ‘Kılıçdaroğlu güçlü bir lider’ tespitini; delege karşılığına atıf ile yapıyor il başkanları üzerinden. Yoksa; müthiş-karizmatik ve benzeri şeyler değil daha güçlü liderden kastı. Atatürk’ten sonra, bugüne kadarki CHP liderleri ile kıysaladığı nokta da buna benzer şeyler değil. Ve konuşmanın gelişinden bu belli.

Ancak gazete haberleri ve bazı internet siteleri , sırf haber tıklansın veya sansasyonel bir söz gibi yansıtmak adına; tuhaf işler yapıyorlar.

Örneklere bakalım:

Hürriyet ile başlarsak, “CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, Kemal Kılıçdaroğlu’nun daha önce CHP liderliği yapan İnönü, Ecevit ve Baykal’dan daha güçlü bir lider olduğunu öne sürdü’’

Bir kere ‘öne sürdü’ ile Hürriyet zaten, bu fikre mesafesini belli ediyor. ‘Tekin, Kılçdaroğlu’nun Ecevit, Baykal ve İnönü’den daha güçlü bir lider olduğunu öne sürdü’ demek yerine, geçmiş liderlerin delegedeki etkileri, liderliklerinin sona erişindeki delege etkisi durumlarını, örneğin İnönü’nün delege sayısından nasıl etkilendiğini hatırlatıp, bu öne sürüleni sorgulayabililerdi.

Böyle bir haber yazarken; haberi hazırlayan veya son halini veren kalemler, o videoyu izler, konunun; gerçekte somut, öğrenilebilir karşılığı varsa, bilgi olarak okuruna sunar. ‘Böyle dedi ama aslında böyle’ der gerekirse.

Dolayısı ile konuşulan konunun teknik konu olduğunu görmezden gelip, sadece daha güçlü lider dedi deyince; bu, çarpıtmaya giriyor.

Tekin bunu söyledi mi? Dedi demesine ama habercilik böyle bir iş değilki. Biraz derinlik lazım. Bu, Tekin örneğinde bilinçli yapılmamış olabilir. Dikkatsizlik sonucu olabilir. Bazı durumlarda maksatlı yapıldığı da gerçek.

Yenişafak’ın internet sitesinde yer alan bu konudaki haberin metnine bakalım:

‘’Yılın iddiası Gürsel Tekin'nden geldi. Tekin "Atatürk'ten sonra CHP'nin en güçlü genel başkanı Kılıçdaroğlu'dur" dedi. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin TRT Türk'te yayınlanan "Görüş Farkı"programına katıldı. Programın bu haftaki konukları Gürsel Tekin ve BBP Genel Başkanı Mustafa Destici oldu. CHP Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgili çarpıcıaçıklamalarda bulunan Gürsel Tekin, Kılıçdaroğlu'nu Atatürk'ten sonra en güçlü genel başkanı olduğunu iddia etti.’’

Bu haberde de yine, Tekin’in konuk olduğu programın moderatörünün sorusu dahi yer almıyor. Soru olmadan cevap verildiğinde; bazı durumlarda bağlamından kopuk bilgi paylaşılmış oluyor.

Tabii neticede Tekin bir siyasetçi, karşısındaki gazeteciye, gerçeği söylüyor veya söylemiyor, liderine yalaklık yapıyor veya yapmıyor onlar ayrı konu. Elbette verdiği cevap o açılardan da sorgulanacak. Bu noktada Kılıçdaroğlu hangi avantajlara sahip, neden sahip çıkar delegeler, bu soruları sorabilir programın sahibi. Bu konuşmayı haberleştiren gazeteciye düşen ise; bu cevabın hangi soruya hangi bağlamda verildiğini de açıklayarak, gerekirse ek sorular ile cevabın doğruluğunu sorgulayarak haber yapmaktır en fazla. Çarpıtmak değil.

19 Ocak 2013 Cumartesi

SAMİ AL HAJJ-UMUDUN DEVİREMEYECEĞİ DAĞ YOKTUR


SEN DOĞRU DUR, EĞRİ KENDİNİ BELLİ EDER...

TERÖRİST DEĞİL GAZETECİ...



Sudan'lı gazeteci Sami Al Hajj,  15 Aralık 2001'de  Al Jazeera için Afganistan operasyonunu izlemek üzere Pakistanda yasal vize ile bulunurken; Pakistan güçlerince tutuklanıyor ve sorgulanmak üzere ABD lilere veriliyor.

 Al Kaide bağlantısı iddiası ile Afganistan'a giriş yapmaya çalışmak ile suçlanıyor. Düşman askeri olmak ile suçlanıyor.

Çeşitli teoriler var.

Birincisi, Al Jazeera'nın, o dönem El Kaide videolarına sık yer vermesi nedeni ile Al Kaide bağlantılı olduğu iddialarını itiraf ettirecek bir kurban arayışı...

Ancak bu kadar basit bir komplo olmayadabilir. ABD haklı da olabilir...

Çünkü bu arada 2001 Kasım ayında Al Jazeera'nin Kabil bürosunun vurulduğunu hatırlatalım. Büroda Ladin  ile son röportaj yaptığı için aranan kişi Kabil büro şefi. Ve adı Sami. Pakistana gitmesi halinde tutuklanması talebi var ABD makamlarının.

Kameraman olarak Afagnistan'a girecek Sami Al Hajj ismi, yine aynı organizasyondan olan ve Ladin röportajını yapmış olan bir başka isimle karıştırılıyor... Bir pasaport taklidi iddiası da sözkonusu. Çünkü Sami Al Hajj, 1999'da Sudan'da pasaportunu çaldırıyor ve o tarih sonrası kimilik hırsızlarının bunu kullanmış olabileceğini de belirtiyor. Sonra pasaportunu yeniliyor ve legal vize ile işi gereği Pakistan'dan Afganistan'a geçmek üzereyken talihsiz arama emri ile tutuklanıyor.

Sonrası aylarca sorgulama. El Hajj daha önce Çeçenistan olaylarını izlemek üzere de görevlendirilmiş ama bu görevi iptal edilmiş ve Kosova'yı izlemiş onun yerine. Sorgularda; görev gereği bulunduğu heryer, karşısına suçlama olarak çıkıyor hep.

Kendisi birkaç ay süren ilk sorgulama süreçlerinde; aranan kişi olmadığını ispatlıyor. Kendisine inanıyorlar. Ancak bu sırada gördüğü kötü muameleler var.

Tam gerçeği anladıklarında, kendisine soruyorlar, şimdi seni bırakırsak ne yapacaksın? Eziyet altında olmanın ızdırabı ve isyanı ile hepsini herkese anlatacağım diye meydan okumayı seçiyor. Masum bir insana neler yaptığınızı anlatacağım...

Neden böyle söylediniz diye soruyorum, tam kurtulacakken? O çökmüş psikoloji ile bunun bana tam özgürlüğün eşiğine gelmişken herşeyi kaybettireceğini bile düşünmekten acizdim diyor. Sadece o anda düşünmeden cevap veriyorsunuz diyor. Bugün olsa öyle dermiyidniz diyorum, hayır tabiiki diyor, gülüyor. Hiçbişey anlatamayacağım bırakın derdim diyor.

İşte bu çöküntü ile gösterdiği refleksten sonra, masumiyeti bilindiği halde, büyük olasılıkla skandala yol açmak istemeyen yetkililer, suçsuzluğunu göz ardı edip onu Guantanamo'ya yollma metodunu seçiyorlar. Çünkü ABD'de askeri yargı, savaş dönemlerinde, bazı insan hakları ihlallerinde bulunan askerleri yargılıyor ve cezalandırıyor.

Guantanamo'yu, infaz memurları ve ABD'li subaylar için de kötü bir yer olarak tarif ediyor. Subayların, 'mahkumlar hücrede, biz de daha büyük bir hapishanedeyiz' dediğini ifade ediyor. Oradaki sorgulamalardan kafayı üşüten askerler olduğunu da ekliyor. 'Hepsi kötü değildi, iyiler de vardı' diyor. Guantanamo gerçeğine dair bir kitap yazdığı için, dini işlerden sorumlu bir subayın vatana ihanetle suçlandığını hatırlatıyor.

Burada uğradığı çeşitli kötü muameleleri anlatıyor. Açlık grevindelerken, aynı hortumun bir mahkumdan diğer mahkuma hunharca sokulması yolu ile zorl abeslendiklerini, kusturulduklarını anlatıyor. Kendilerine su verilmediğini, soyulduklarını, pornografik filmler izlenmeye zorlandıkarını, cinsel tacizlere maruz kaldıklarını anlatıyor.

Al Hajj 438 gün süren açlık grevi yaptı. 55 kilo kaybetti. Sadece su içerek... Aralarda zorla beslenme hikayeleri var burun hortumu ile. İlk getirildiğinde tek öğün yemek ve bir dilim ekmek verirlerken; greve başladıklarında çeşit çeşit yemek getirmeye başlamışlar.

Guanatanamo'ya getirildikten 6 ay kadar sonra Kızılhaç ın aracaılığı ile ailesinden gelen ilk mektup ile hayata bağlanmış ve bu şekilde; orada aklını kaçıranlardan olmamış. Pekçok mahkumun ailesi orada olduklarını bile bilmiyorlardı diyor. Bana, iyi olduklarını, 14 aylık çocuğu ile ailesinin Doha'ya alındığını, maaş ödemelerinin düzenli olarak Al jazeera tarafından aileye yapıldığını, iyi olduklarını okuyunca güçleniyor.

Dünyada Kızılhaç çok etkili diye düşündüm bir kez daha...

Kurtulacağımdan hiç şüpheye düşmedim diyor, umudum hiç kesilmedi, bunda en büyük etken, ne ABD'ye karşı ne içinde sorguya alındığım ülke Pakistan'a karşı, gazetecilik dışında yasa dışı hiçbir faaliyetimin olmadığını bilememin verdiği kendime güvendi diyor. Allahtan başka sığınacağım güç yoktu, tüm gücümü ondan aldım diyor.

Bir de, ekliyor, bir gazeteci olarak kimsenin bulamadığı bir fırsata shaip olduğumu düşündüm zaman zaman diyor.Burada olanlara tanıklık etmek çok büyük birşey diye motive oldum diyor. Oraya getirilen gazetecileirn mahkumlar ile konuşmasına izin verilmezdi diyor.

Tam 6 sene...

Al jazeera bu arada Sami için insan hakları örgütlerini harekete geçirmeye çalışıyor. Hajj'ın haberine ekranda sıkça duyuruyor. Sudan bakanlıkları ABD'den talepte bulunyor. Bazı insan hakları örgütleri temsilcileri ile görüşmesi mümkün oluyor.

 Aradan geçen yıllardan sonra 1 Mayıs 2008'de serbest kalıyor ve bir ABD askeri uçağı ile Sudan'a iade ediliyor. Uzunca süre tedavi görüyor.

Daha ilginci;

Al hajj'ın masumiyeti aslında Guantanamodaki sorgucuları tarafından da anlaşılıyor. Ama bu noktadan sonra kendisine işbirlikçi olmasını, Al Jazeera'ya dönüp, organizsyanonun ulaştığı bağlantıları ve tüm bilgileri paylaşarak muhbirlik yapması için çeşitli ödüller öneriyorlar. Para teklif ediyorlar. Sami Al Hajj kabul etmiyor. Yapamayacağını söylüyor hep...

Ve ilahi adalet ile serbest kaldıktan sonra; satmadığı kurumu onu Al Jazeera medya ağında bulunan Kamu Özgürklükleri ve İnsan Hakları Biriminin başına geçiriyor. Şimdi Al Jazeera'deki bu birimde; hem gazetecilerin uğrayabileceği insanlık dışı riskler konusunda bilgilendirmeler yapıyor ve çeşitli haber oprasyonlarında risk altında olabilecek çalışanlarının teknik boyutta desteklenmesi için çalışan bu birimi yönetiyor.

Kendisine tüm bunları yaşadıktan sonra Ladin'in ABD tarafından yaratıldığı teorisine nasıl baktığını soruyorum. Çünkü başına tüm gelenler, Amerika'nın Ladin röportajını yapan gazeteciyi araması ve buradan Ladin'e ulaşma hedefinden kaynaklanıyor. 'ABD meydana gelen her olayı kendi lehine kullanabilecek stratejilere sahip olabilir' diye geçiştiriyor. 'Karzai Bush un sahip olduğu silah şirketlerinden birinin ortağıydı mesela' diye ekliyor.

Şu an Guantanamo da sorguları bitmiş pekçok mahkum var. Bunlardan bazılarının iadesini ülkeleri kabul etmiyor. Obama kapatacğını söylemişti ama bazı lobiler bunu istemiyor diyor bir başka gazeteci arkadaşımızın sorusu üzerine Al Hajj.

Çocuklarına kavuşmuş, hala psikiyatrik ilaç tedavisi görüyor, ama son derece sağlıklı görünüyor, konuşuyor ve dimdik ayakta.

Onu görmek benim Al Jazeera'ya daha da farklı bir bakış açısı ile bakmamı sağladı. Başımıza gelebilecek her türlü olumsuzluk ile mücadele için; güçlü olmayı öğretti diyebilirim.